İhtiyacın Olan Her Şey
Nasrettin Hoca’nın köyünde çocuklar, sokakta kavgaya tutuşmuşlar. Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü bölüşemiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geçiyormuş. Çocuklar Hıca’nın geldiğini görünce sevinip ona doğru koşmuşlar.
– Hoca Efendi, ne olur, şunları bize güzelce bölüştür, demişler. Çocuklar bir kenara çekilmişler. Hoca geçmiş cevizlerin başına.
– Çocuklar demiş, Allah gibi mi dağıtayım istersiniz, yoksa kul gibi mi istersiniz?
Çocukların hepsi bir ağızdan;
– Allah gibi, Allah gibi, diye bağırmışlar.
Bunun üzerine Hoca bir avuç ceviz alıp bir çocuğa vermiş. Arkasından iki cevizi bir başkasına, birkaç avucu ötekine, beş altı taneyi berikine. Bazı çocuklara da hiç vermemiş. Çocuklar Hoca'ya şaşkına dönmüşler, başlamışlar feryada…
– Bu nasıl taksim Hoca Efendi, haksızlık ettin, demişler.
Hoca da;
– Çocuklar, demiş, siz benden Allah gibi dağıtmamı istemediniz mi? Allah taksimi böyledir. O, dilediğine az, dilediğine çok verir, hiç vermediği de olur, herkesde kısmetine boyun eğer!
Para da varlıkta, yetenekte, güzellikte, doğduğun toprakların imkan olanaklarında dahi herkes farklı imkanlara ve imkansızlıklara sahip. Hepimizi ayrı ayrı düşünürsek, şanslı ve şanssız olduğumuz konuları da düşünürsek eşit bir dağılım görebilir miyiz?
Fakat dünya denge üzerine kuruludur.
Bu yüzden varlık bir olarak düşünüldüğünde her şey dengede ve herkes olması gereken koşul ve imkanların içindedir.
Herkesi ayrı ayrı bir sürü insan olarak değilde, tüm insanları tek bir insan olarak düşünürsek, kimi el, kimi ayak, kimi kalp, kimi beyin vs. gibi görevleri olan kişiler aynı malzemeyle yaratılır mı?
Her birimizin farklı bir görevi, farklı bir hizmeti var bu aleme. İşte bu yüzdendir kişinin kendinde bir eksik bir kusur, diğerlerinden aşağı görmesinin içinde yarattığı ızdırap.
Çünkü kendi tam da olması gerektiği gibi yaratılmış ve eline de tam da ihtiyacı olan imkan ve olanaklar verilmiştir. Bu verilenlerle ne yapacağını bilememiş ve başkalarının elindeki imkanlara, başkası olmaya imrenmiş insan hep bir üzüntü ve sıkıntı içindedir.
Kabul kabul kabul…
Kendini tümüyle olduğun gibi ve tüm dünyanı elinde ne varsa kabul, kendini gerçekleştirmiş insanın başlangıç noktasıdır.
Var mı bir itirazın? Var mı hayatına, hayatındakilere bir isyanın? Dikkatlice bir daha bak, kaçmaya çalıştıkların sana verilmiş hediyeler olmasın?
İhtiyacın olan her şey, sendedir yanı başındadır…