Nasıl Yeniden Karizmatik Oluruz?
Futbol, duyguların en uçlarda yaşandığı, bir haftada göklere çıkarılan umutların ertesi hafta yerini derin bir karamsarlığa bırakabildiği acımasız bir alan. Süper Lig gibi bir arenada kalıcı olmak, sadece sahada değil tribünde ve camia içinde de çelik gibi bir irade gerektiriyor. Sezona rüya gibi bir başlangıç yapıp ardından gelen sert virajlarda sarsılmak, bu ligin acemisi her Anadolu kulübünün kaderinde var; önemli olan ilk tökezlemede dağılmak değil, daha da bütünleşmek!
GARİP OLAN NE?
Arca Çorum FK, Süper Lig’in ilk maçında Galatasaray karşısında oynadığı futbol ve attığı goller ile müthiş bir karizma yakalamıştı ancak son iki haftada önce Kasımpaşa maçında oynanan kısır futbol ve bu hafta alınan farklı Beşiktaş mağlubiyeti sonrası tüm karizmasını kaybetmiş durumda. Tarihinde ilk kez en üst ligde mücadele edecek bir takımın böylesine sert bir fikstürde bu duruma düşmesi aslında çok normal. Kimse tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselen bir Anadolu takımından Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında puan almasını beklemezdi zaten. Ancak Galatasaray maçında sergilenen o futbol bir anda hepimizin bek-lentilerini neredeyse arşa çıkardı. Yıllardır sezonun ilk iç saha maçlarında puan kaybetmeyen Galatasaray’a karşı eksik oynadığı maçta, üç puanı son anda elinden kaçıran Uğur Uçar’ın takımı son iki hafta taraftarını üzdü, “O takım nasıl bu hale düştü” dedirtti. Elbette iç saha maçında Kasımpaşa’ya yenilmek, Beşiktaş’a farklı kaybetmek çok üzücü ancak ben karamsarlığa kapılmamak gerektiğini düşünüyorum. Belki ilk maçta Galatasaray, Kırmızı-Siyahlıları iyi gösterdi, belki Kırmızı-Siyahlılar gerçekten iyiydi ancak daha oynana-cak 35 maç ve alınacak onlarca puan var. Henüz ligin başındayız, Arca Çorum FK gibi bir kulüp için bu normal. Bence normal olmayan kulüp, takım bu durumdayken; kulübe, takıma sırt çevirmek olur. Nasıl 90 dakikalık bir maçta, takımımız maçın ilk dakikalarında geriye düştü diye tepki göstermiyor, destek vermeye devam ediyorsak veya sevdiğimiz biri tökezleyince yardıma koşuyorsak bu durumda da destek şart. Yapıl-ması gereken pazar günü 17’de oynanacak olan Eyüpspor maçında tribünleri doldurup takıma skordan ba-ğımsız son düdüğe kadar destek vermek.
Ben inanıyorum ki takım, taraftarının da desteğini arkasına alarak bu maçtan galip ayrılacaktır. Sadece galibiyetten ziyade dolu tribünler önünde taraftarının desteği ile alınan bir galibiyetin üç puandan çok daha fazlası olacağı aşikar.
Samsunspor-Fenerbahçe maçını tribünden izleyen biri olarak; Arca Çorum FK’nin Samsunspor deplasma-nından da puan koparacağını düşünüyorum. Gördüm ki Samsunspor o geçtiğimiz sezonlardaki güçlü gö-rüntüsünden hem oyun hem de tribünler olarak çok uzakta. Ardından yine Çorum’da oynanacak olan Alanyaspor maçında alınacak puan veya puanlar sezon başında yakaladığımız pozitif havayı tekrar dirilte-cektir.
Bu moralle milli araya gidecek Uğur Uçar ve takımının transferlerin de takıma uyum sağlaması ile düşme potasından uzaklarda olacaktır.
GALATASRAY VE BEŞİKTAŞ TRİBÜNLERİNDEN ALINACAK FARKLI DERSLER VAR
Taraftar; kulübe ve takıma tepki göstermek yerine önce kendi içindeki sorunları çözmeye ve artık ceza alıp hem kulübe hem de sahada desteğe ihtiyaç duyan takımına destek olmaya odaklanmalı.
Güçlü taraftar desteğinin ne denli etkili olduğunu Beşiktaş maçında bir kez daha ve çok daha anlaşılır şe-kilde idrak etmiş olmalıyız.
Her iki deplasmanda da Arca Çorum FK’yi saha içinde izlemiş bir muhabir olarak takımın kırılgan tribünle-re sahip Galatasaray maçında daha güçlü kalabildiğini, güçlü Beşiktaş tribünleri karşısında ise ne kadar zorlandığını zahmetsizce gözlemledim. Kırmızı-Siyahlı taraftarlar da Galatasaray taraftarı gibi davransa rakip takıma moral ve motive kaynağı olmamalı, Beşiktaş tribünleri gibi takımının arkasında güçlü durmalı ve itici güç olmalı.
Nasıl ki taraftarın güzel oyun ve galibiyet istemesi olağansa takımın güçlü ve koşulsuz destek beklemesi de çok normal. Her iki taraf da görevini layıkıyla yerine getirmeli.