Çorum
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,3186 %0.07
56,2447 %0.41
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (152)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

REFİK FERSAN (1)  (1893-1965)

Refik Şemseddin Fersan, 1899 yılında İstanbul-Şehzadebaşı’nda doğar. 
Babası, Siyavuş Paşa soyundan “Divan-ı Müteferrika Kalemi” Müdürü, musikişinas ve bestekâr Hafız Mehmed Şemseddin Bey, annesi Makbule Hanım’dır. 
Babasının sesi güzeldir. Ancak, Refik Bey daha iki yaşındayken babasını kaybeder. Ailece, büyük teyzesinin oğlu olan “Mabeynci” Faik Bey’in Bebek’deki yalısına taşınırlar. 
Bu yalıda, haftada iki gün mûsiki dersleri verilir. Tanburi Cemil Bey, Leon Hancıyan, Enderuni Hafız Hüsnü, Lavtacı Andon, Rahmi Bey, Lemi Atlı, Udi ve Kanuni Hasan, Neyzen Aziz Dede, Neyzen Hakkı Dede, Yeniköylü Hasan Efendi ile Yılanlı Yalının sahiplerinden Hacı Muhip Remzi Bey’in oğlu Kanuni Mahmud Bey gibi sanatkârlardan yararlanmak için yetenekli kalfa ve cariyeler de derse gelirler. 
Ders sonrasında muhteşem fasıllar yaparlar. Fasıllar genellikle geç saatlerde sona erdiğinden, bu ünlü ustalar çoğu zaman yalıda kalırlar.
Refik Bey, böyle bir ortamda mûsikiye âşina olmaya başlar. Çok şanslıdır, ailece musikiye düşkündürler. 
Refik Fersan’da müthiş mûsiki kabiliyeti ve mûsiki kulağı da kendini gösterince ud öğrenmeye başlar. Ancak, tanbur çalmaya karar verir. Faik Bey, Refik’e ders vermesi için Tanburi Cemil’e ricada bulunur. 
Böylece, Türk Mûsikîsinin en büyük tanbur virtüözünden tanbur dersleri almaya başladığında yaşı henüz 12’dir.
Kendisi de aynı zamanda tanburi olan Tarihçi Murat Bardakçı, Refik Fersan ile ilgili şu önemli notu düşmüş; “Refik Bey, bugün sadece besteci olarak anılmaktadır ve mûsikîdeki bir başka yönünün tanburiliğinin bahsi bile edilmemektedir artık. 
Yedi Sene boyunca Tanburi Cemil Bey’den aldığı dersler neticesinde, hocasının sağ ve sol el tekniğini ne derece kavradığı, taş plâklardaki ilk mızrap vuruşlarından hemen anlaşılır. 
Şedaraban (makamındaki) taksimi, tekniğin her çeşidinin yer aldığı 3 dakikalık bir tanbur konçertosu gibidir. 
Acemaşiran taksimi, (Türk Mûsikîsinde bir makam) cümle yapılandırmasının mükemmel bir örneğini teşkil ederken, yine bir başka taksimi Sultanıyegâh’ı, romantizmin sınırlarını zorlar. 
“Refikası” (kemençeci) Fahire Hanım ile birlikte icra ettiği saz eserleri, ifadeli ve tavırlı bir icranın nasıl olması gerektiğini gösterir ve böyle birçok kaydının var olduğu ama dinlenmediği günümüzde tanburun vaziyeti, açık söylemek gerekirse içler acısıdır. 
Bir zamanlar Ali Efendilerin, Cemillerin ve talebelerinin elinde zirveye çıkan bu saz, şimdi “ismi var, cismi yok” haldedir. Tavrı kaybolmuş, tınısı gitmiş, icracısı bol ama kendisi meçhullerde. 
Eskilerin ‘nazlı’ dediği parlak sesi solmuş, toklaşmış, artık ud’a yakın sesler tek tek işitilmiyor. 
Kaydırmayla yalama arası bir icra. 
Sebep, perdelere sağlam basmaya üşenilmesi. Ucu küt, eni dar, ince mızraplar çoktan gitmiş, şimdi kalın, sivri burunluları revaçta.”
(Murat Bardakçı, 1974-1975 sezonunda bendeniz Mehmet Dolgunyürek, Erol Sayan’ın Şefliğini yaptığı “Ankara Türk Müziği Derneği’nde Türk Mûsikîsi ile ilk ciddi öğrenme, tanıma imkânı bulduğumda tanbur çalıyordu. Yâni biz ham ve çömez iken, Murat Bardakçı hem sazına hem notaya ve makamlara vâkıf olarak tanbur çalıyordu. Hocamız Erol Sayan da sazına hâkim bir tanbur sanatçısı idi.)  
DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 116-119
Murat Bardakçı: Refik Bey. Refik Fersan ve Hatıraları - Sayfa: 18-20
Nuri Özcan: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ - 12. Cilt - Sayfa: 412-413
TÜRK ve DÜNYA ÜNLÜLELRİ ANSİKLOPEDİSİ - 4. Cilt - Sayfa: 2135
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *