Çorum
Kapalı
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0204 %0.06
55,6363 %0.01
Ara

Diyeti Kim Sabote Ediyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Diyet denince akla ilk gelen kelime genellikle “irade” oluyor. Bir akşam planın dışına çıktığımızda, bir dilim tatlı yediğimizde ya da arkadaşlarla otururken kendimizi tutamadığımızda hemen suçu kendimizde arıyoruz: “Benim iradem yok.” Oysa bazen sorun gerçekten irade değil, çevremiz. Diyet yapmaya karar veriyorsunuz. Kahvaltınız belli, öğle yemeğiniz planlı, akşam için sağlıklı bir menünüz var. Her şey yolunda gidiyor. Ta ki sosyal hayat devreye girene kadar… Evde eşiniz patates kızartıyor, arkadaş buluşmasında herkes pizza söylüyor, aile ziyaretinde en sevdiğiniz tatlı masaya geliyor. Ardından o tanıdık cümleler başlıyor: “Bir taneden ne olacak?”, “Bugünlük boz gitsin.”, “Sen zaten çok dikkat ediyorsun, bunu da ye.” Üstelik çevremiz bunu çoğu zaman kötü niyetle yapmıyor. Eşimiz kendi alışkanlığını sürdürüyor, arkadaşımız bizi eğlendirmek istiyor, ailemiz sevgisini yemek ikram ederek göstermeye çalışıyor. Ancak niyet iyi olsa bile sürekli ısrar etmek, diyet yapan kişinin kararını zorlaştırabiliyor. Hele bir de kişi “Hayır” dedikten sonra üçüncü, dördüncü kez aynı yiyecek önüne getiriliyorsa, konu artık ikram olmaktan çıkıp küçük bir irade sınavına dönüşüyor.
Bir de bunun psikolojik tarafı var. Önce “Bir tane yedim.” diyoruz. Sonra “Nasıl olsa bozdum.” düşüncesi geliyor. Ardından “Madem bozuldu, bari devam edeyim.” derken bir öğünlük kaçamak bütün güne, bazen bütün haftaya yayılabiliyor. Asıl tehlike çoğu zaman yediğimiz o tek dilim pasta değil, “Nasıl olsa bozuldu.” düşüncesi. Bu nedenle hem diyet yapan kişinin hem de çevresinin sorumluluğu var. Diyet yapan kişi her ortamda kendi kararının arkasında durmayı öğrenmeli; çevresindekiler ise “Hayır” cevabını kişisel bir reddedilme gibi görmemeli. Bir insanın sizinle aynı yemeği yememesi, sizinle aynı hayatı paylaşmadığı anlamına gelmez. Belki de “İradem neden bu kadar zayıf?” diye kendimizi suçlamadan önce bir de çevremize bakmalıyız. Bizi kimler destekliyor, kimler farkında olmadan zorlaştırıyor, hangi ortamlarda kendimizi daha fazla kontrol etmek zorunda hissediyoruz?
Çünkü sağlıklı beslenme sadece ne yediğimizle değil, kararlarımızı nasıl koruduğumuzla da ilgili. Ve çevremizdeki insanların da bunu anlaması gerekiyor. Diyet yapan birinin ihtiyacı her zaman “Sakın yeme!” diyen bir çevre değil. Bazen sadece “Sen istemiyorsan sorun değil.” diyen bir çevre yeterli. Sonuçta gerçek destek, önümüzdeki tatlıyı kaldırmak ya da bizimle birlikte diyet yapmak değildir. Gerçek destek, verdiğimiz karara saygı duymaktır.
Çünkü bazen diyetin en büyük sınavı açlık değil, masadaki insanların ısrarıdır.
Ve bazen en güçlü diyet cümlesi de çok basittir:
“Hayır, teşekkür ederim. Ben böyle devam etmek istiyorum.”

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *