Çorum
Kapalı
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,1547 %0.11
55,4088 %0.01
Ara
yazar
İş Geliştirme Proje Yöneticisi
Tüm Yazıları

Sınırların Silindiği Yerde Başlayan Özgürlük Mü, Tükeniş Mi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Modern dünya bize uzun zamandır cazip bir vaatte bulunuyor: "Kendin ol, sınır tanıma, istediğin gibi yaşa." İlk bakışta bireyi özgürleştiren, ona alan açan bu çağrı; zamanla yönünü şaşırarak başka bir noktaya evrildi. Bugün, modernleşmek adına insanlığın en kadim dengelerinden birini yitiriyoruz: Özgürlük ile aşırılık  arasındaki o ince, zarif çizgi hızla siliniyor.
Peki, bizi biz yapan sınırları kaybettiğimizde gerçekten özgürleşiyor muyuz, yoksa modernliğin süslü ambalajına sarılmış bir ölçüsüzlüğün esiri mi oluyoruz?
Özgürlüğü Ölçüsüzlük Zannetmek
Özgürlük, en yalın tanımıyla bireyin kendi iradesiyle karar alabilmesi, sorumluluk üstlenebilmesi ve bunu yaparken başkalarının yaşam alanına, toplumsal dokunun nezaketine saygı duymasıdır. Bilgelik gerektirir; derinlik ve öz saygı ister.
Oysa günümüz toplumunda modernite, çoğu zaman "hiçbir kurala, değere veya toplumsal hassasiyete takılmadan yaşama serbestisi" olarak algılanıyor. Nezaketsizlik "özgüven", kuralsızlık "çağdaşlık", uç noktalardaki uçarı tavırlar ise "marjinal ve özgün bir yaşam tarzı" etiketiyle dolaşıma sokuluyor. Oysa bir eylemin sırf modern bir ambalaj içinde sunulması, onun insana ve topluma kattığı tahribatı ortadan kaldırmıyor. Aşırılık, serbestlik maskesi takmış bir ölçüsüzlüktür; özgürlük ise kendi sınırlarını bilme olgunluğudur.
"Ben İstiyorum, O Halde Haklıyım" Anlayışı
Bu çizginin silinmesindeki en büyük etken, bireyciliğin bencilleşmesi. Her türlü aşırı tutum; "Benim hayatım, benim kararım" cümlesinin arkasına sığınarak meşrulaştırılıyor.
Saygı alanlarının aşınması toplu yaşam alanlarında, insan ilişkilerinde ve dijital mecralarda sergilenen uç davranışlar, başkalarının huzurunu veya değerlerini hiçe saydığında adı artık özgürlük olmuyor.
Sorumluluktan kaçış  nedir ? gerçek özgürlük sorumluluk getirir. Aşırılığa kaçan davranışlar ise sonuçlarını düşünmeden yaşama kolaycılığının bir sonucudur.
Sınırların ve sorumlulukların olmadığı bir yerde özgürlük değil, yalnızca kaos ve yüzeysellik yeşerir.
Gelecek Nesillere Ne Öğretiyoruz?
Aşırılıkların norm haline geldiği bir toplumda yetişen yeni nesiller, özgürlüğü dengede aramak yerine sınırları zorlamakta arıyor. Kendini ifade etmenin yolunun nezaket ve bilgelikten değil, dikkat çekici aşırılıklardan geçtiğini zanneden bir kuşak yetişiyor.
Özgürlük ile aşırılık arasındaki farkı öğretemediğimiz bir çocuk; yarın kendi sınırlarını da koruyamaz hale gelir. Çünkü nerede durması gerektiğini bilmeyen insan, en çok da kendine zarar verir.
Dengeye Dönüş
Modernleşmek; ne geçmişe saplanıp kalmaktır ne de sınır tanımayan bir ölçüsüzlüğe teslim olmaktır. Gerçek modernlik; aklın, vicdanın ve kültürün süzgecinden geçmiş bir denge halidir.
Aşırılıkların cazibesine kapılmadan, özgürlüğün getirdiği sorumluluğu omuzlayabilmek ve "her şeyi yapabilme gücüne sahipken bile doğru olanı seçebilmek" hakiki çağdaşlıktır. İfrat bizi yalnızlaştırır ve yüzeyselleştirir; ölçülü bir özgürlük ise hem insanı hem de içinde yaşadığı toplumu özgürleştirir ve derinleştirir.
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *