Kaybolmadı
Nasreddin Hoca bir gün alışveriş yapmaya en sevdiği eşeğini de alarak gitmiş. Eşeğini bir ağaca güzelce bağlamış ve alışveriş yapmaya başlamış. Bir sürü şey alıp eşeğine doğru yürümeye başlamış. Ancak eşeği orada yokmuş.
Hemen bir adam tutarak bağırmasını istemiş:
-Nasreddin Hoca’nın eşeğini kim bulup getirirse; Hoca ona alışveriş çuvallarını, eşeğin semerini ve parasını verecek.
Duyanlar şaşkın bir şekilde:
-Hoca Efendi madem bulunduğunda eşeğini geri vereceksin neden arıyorsun, demişler.
Hoca gülümseyerek:
-Kaybolan şeyi bulmanın tadı başkadır. Her şeyi kaybedeceğimi de bilsem o eşeği bulup çalana geri vereceğim, demiş.
Sahip olduklarımızın değeri bilerek yaşamak zor. İnsan daha çok olmayana ya da kusurlu olana kafayı takmayı seviyor. Gerçekten seviyor, zihnimiz genelde olduramadıklarımızla meşgul değil mi?
“Hastayken en önemli şeyin sağlık olduğuna karar veriyorum. İyileştiğimde tekrar para olduğunda karar kılıyorum” diye bir söz okudum geçen gün. Para olduğunda belki eş, eşin olduğunda çocuk, çocuk olduğunda fiziksel görüntün diye bu uzar gider. Olduğunda derken bu konularda sıkıntı yaşamadığında. Ama zihnin her zaman bir şey bulur sana hatırlatacak. Oysa oldurduklarını pek hatırlatmaz.
Hastalanıpta yatağa düştüğünde dertlerin dert olarak gözükmez gözüne, aman dersin bir iyileşip kalkayım da hallederim ne var…
Nasrettin Hoca her zaman olduğu gibi haklı yani. Kaybettiğinde öyle kıymetli oluyor ki, şuan elinde sıradan gördüğün ama bir zamanlar elde etmek için uğraştıkların. Ya da hiç uğraşmadan hayatın sana hediye ettikleri.
Yani o kıymet duygusuna sahip olmak, bir şeylere sahip olmaktan daha değerli. Minnet, şükür… işte bu his geldiyse demek istemiş Hoca Nasrettin, elimde avucumda bir şey kalmasa da olur. Gökyüzüne bakar güneşe bile mutlu olurum, yağmur yağıyorsa ona da sevinirim nasılsa. Bulduğu en sevdiği eşşeği olmuyor demek ki, bulduğu bir şeyi çok sevmesi yani varlığının onu mutlu etmesi oluyor. Eşşeğe sahip olsan ne, olmasan ne!
Bir de çok şeyin olur saymakla bitiremezsin, neyi vizyonladıysan elde etmişsindir ama bir türlü tatmin olmaz o arzudan o arzuya koşup gidersin. Ta ki tatmin olmam için bunların hiç birisine ihtiyacın olmadığını fakat ihtiyacın olmadığını anlaman içinde bunların hepsine sahip olman gerektiğini görene kadar.
Tıpkı Hoca’nın en sevdiği eşşeğini gözden çıkarabilmesi için onu tekrar kazanması gerektiği gibi.
Oysa hiçbir şey kaybolmadı, sadece unuttun. Hadi şimdi hatırla…