Tüm Rakiplerimiz Bizi Neden Yenmeli?
Türk futbolu tarihinin en sarsıcı operasyonlarından biriyle çalkalanırken yıllardır futbolumuza gölge düşüren adaletsiz sistemin perde arkasına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Merkez Hakem Kurulunun zirvesinden başlayıp sahada düdük çalan isimlere kadar uzanan bu tarihi soruşturma; liyakatsizliğin adaletsizliğin, sporu nasıl zehirlediğini gözler önüne serecektir. Sadece ülke futbolunun genel gidişatı için değil, Arca Çorum FK'nin ligdeki kaderi ve yeni teknik direktörü Burak Yılmaz'ın saha kenarındaki huzuru için de kritik bir dönüm noktası olan bu gelişme adil rekabet isteyen herkesi mutlu etti.
Haklı Çıkmanın Buruk Sevinci
Geçtiğimiz haftaki köşe yazımda aynen şu ifadeleri kullanmıştım: Uğur Uçar’ın görevden ayrılmasından sonra takımın başına Burak Yılmaz’dan ziyade teknik direktörlük görevi için ismi anılan Abdullah Avcı’nın getirilmesinin ise daha doğru bir karar olacağını düşünüyordum. Avcı gibi -seversiniz, sevmezsiniz- bir oyun felsefesi olan, tecrübeli bir teknik adamın yerine daha önce Merkez Hakem Kurulu gibi dokunulmazlığı olan (!) bir kurum tarafından mimlenmiş bir ismi takımın başına getirmek bana çok akılcı gelmedi. Ülkemizdeki futbolun kötü gidişatının sebebini Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu ve ekibi olarak gören biri olarak, bu haftadan itibaren bolca 'hakem hataları' ile karşı karşıya kalacağımızı düşünüyorum. Bu gidişle yönetim daha çok maç sonu hakem isyanı açıklaması yaptığı için, taraftar da maç içinde hakem aleyhine tezahüratı için çok ceza alır.
Ne ilginçtir ki, bu satırların yayımlandığı 29 Eylül Pazartesi günü yıllardır hayalini kurduğum ve yıllardır neden gerçekleşmediğini bir türlü anlayamadığım gelişme nihayet yaşandı! Türk futbolunun kötüye gitmesindeki en büyük sebep olarak gördüğüm isme yönelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı ve soruşturma kapsamında MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Soruşturma derinleştikçe işin ucu sahadaki hakemlere kadar uzandı ve peş peşe tutuklamalar geldi.
Bu gelişme sadece beni değil objektif olabilen Türk futbolseverleri de haklı çıkardı, Türk futbolunun geleceği adına beni gerçekten sevindirdi. Daha önce Ferhat Gündoğdu ve ekibini açıkça eleştiren, bu yüzden de saha içinde haksızlıklara uğrama potansiyeli yüksek olan Burak Yılmaz'ın takımın başına geçmesine dair taşıdığım kaygılar, bu çürük yapının çökmeye yüz tutması ile bir nebze de olsa ortadan kalktı. Bu gelişmelerden sonra dilerim ki saha dışı oyunların, hakem kumpaslarının değil; saha içindeki mücadelenin konuşulacağı bir ortamın ilk adımı olsun. Burak hocanın nasıl bir tercih olduğunu, Arca Çorum FK’ye oynatacağı futbol ile ilerleyen günlerde net bir şekilde göreceğiz. Şu aşamada Çorum FK taraftarına düşen tek görev; alınan bu kararı sonuna kadar desteklemek ve teknik heyetin arkasında durmaktır.
HASAN ARDA KAŞIKÇI’DAN TARİHİ KONUŞMA!
Ancak meselenin sadece birkaç ismin tutuklanmasıyla çözülemeyecek kadar derin, yapısal ve toplumsal bir yara olduğunu da görmemiz gerekiyor. YouTube'da "HTalks" kanalında içerik üreten Hasan Arda Kaşıkçı'nın benim de düşüncelerime tercüman olan liyakat ve sistem üzerine yaptığı o “tarihi” konuşmayı bu köşeye aynen taşımak istiyorum:
Tabii ki Belçika Türkiye’yi yenecek çünkü Belçika’da bir çocuk hakem olma hayali kurarsa bunun için yapması gerekenlerin yeterlilik sınavlarını geçmek olduğunu biliyor. Türkiye’de torpil arıyor. Bu sadece hakemlikte değil memurlukta da böyle işçilikte de böyle özel sektörde işe girerken de böyle. Belçikalı bir çocuğun böyle dertleri yok! Türkiye’de bir çocuğun böyle dertleri var. O zaman Belçika bizi her an ortamda 3-0 yenmeli ki biz böyle anlık 90 dakikalık başarılarla ne olduğumuzu unutmamalıyız. Her fırsatta bu tarz ülkeler tarafından 3-0 yenilmemiz bu ülkenin geleceği açısından çok kıymetli ve doğrudur, teşekkür ediyorum. Türk milli takımına bizi anlık 90 dakikalık yalancı zaferlerle ne olduğunuzu unutturmadı. Belçika’da bir çocuk Standart Liege taraftarı ise rakip takım şampiyona olduğunda başarısızlığı başka bir şeye bağlamıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde yarın Süper Lig maçı olsa yönetecek hakem yok. Yarın Süper Lig maçı olsa o hakemi gözlemleyecek adam yok. O hakemin yanına üç tane yardımcı yok. Tabii ki Belçika seni 3-0 yenmeli yani Belçika’nın seni 3-0 yenmesi sağdaki futbol futbolcuların başarısıdır Belçika senin 20-0 önünde Belçika senin 25-0 önünde çocuklar farkı üçe indirdi tebrik ediyorum ellerine ayaklarına sağlık. Senin federasyon başkanın ve federasyon üyelerin Belçika’ya maç izlemeye gittikleri zaman polis onları 'Acaba para mı kaçırıyorlar, acaba içlerinde bir sabıkası olan var mı, buraya maç nedeniyle gelip buradan dönmeyecek var mı?' diye inceliyor ve senin federasyonun bu incelemeden utanç duyduğu için ertesi gün açıklama yapıyor. 'Yok ya bize hiç kimse yaramıyor ya' falan diyor. Senin ülkenin federasyonuna yapılan muamele bu.
Hasan Arda Kaşıkçı'nın da çok doğru bir şekilde tespit ettiği gibi bu ortamda kalıcı başarı beklemek hayalden öteye geçemez. Umuyorum ki Türk futbolundaki MHK merkezli bu son operasyonlar, Türk futbolunda liyakatsizliğin ve ahbap-çavuş ilişkilerinin son bulduğu, anlık "yalancı zaferlerle" avunmadığımız temiz bir dönemin başlangıcı olur.