Mükemmeliyetçiliğe Karşı Yaşasın Kusurlu Mükemmellik!

Yayınlama: 31.01.2024
Düzenleme: 31.01.2024 12:50

Mükemmeliyetçiliğe Karşı Yaşasın Kusurlu Mükemmellik!

Günümüz toplumu, bireylere sürekli olarak mükemmeliyetçilik idealiyle donatılmış bir yaşam tarzı sunuyor. Ancak gerçek yaşam, bu durumun aksine sonuçlar veriyor ve mükemmeliyetçilik ideali süreç içinde genellikle sadece bir hayal olarak kalıyor ve insanları gerçek dışı beklentilere sürüklüyor. “Kusursuz olmalısın” baskısı, insanların kendilerini sürekli bir mücadele içinde bulmalarına yol açıyor.

Son zamanlarda mükemmeliyetçilik, toplumumuzun yaygın bir değeri haline geliyor. İnsanlar her zaman en iyisini yapmaya, hata yapmamaya ve her zaman mükemmel görünmeye çalışıyor. Bu tutum; stres, kaygı ve depresyon gibi sorunlara yol açabiliyor.

Mükemmeliyetçilik, bizi kendimizi ve başkalarını sürekli eleştirmeye yönlendiriyor. Hatalarımızı bir başarısızlık olarak görürken kendimizi de daima yetersiz hissettiriyor. Bu ise, özgüvenimizin azalmasına ve ilişkilerimizde sorunlara sebep oluyor.

Kusurlu mükemmellik kavramı ise, mükemmeliyetçilik anlayışına bir alternatif sunar. Bu kavrama göre, kusurlar bir şeyin değerini azaltmaz, aksine ona derinlik ve anlam katar. Kusurlu mükemmellik formülü, hayatın kaotik doğasını kabullenmek ve bu kusurların insanı zenginleştiren birer deneyim olarak görünmesi anlamına gelir.

Bu kavram ilk olarak Kintsugi adı ile Japonya’da geliştirilmiş bir sanattır. Bu sanatta, kırık çanak çömlek, altın veya gümüş tozu ile yapıştırılır. Bu işlem, çatlakları vurgular ve parçaya benzersiz bir güzellik katar. Yani Kintsugi, kusurların bir şeyin değerini azaltmadığını, aksine ona derinlik ve anlam kattığını temsil eder.

Kusurlu mükemmellik, bize kendimizi olduğumuz gibi sevmemiz ve yeterli hissetmemiz gerektiğini anlatır. Kusurlarımız bizi biz yapan, bizi güçlendiren ve zenginleştiren özelliklerimizdir. Mükemmel olmaya çalışmak yerine, kusurlarımızla barışık ve mutlu olmayı hedeflemeliyiz.

Mükemmeliyetçilik, genellikle bir hedefin ardından koşan, ancak asla o hedefe ulaşamayan bir maraton gibi hissettirebilir. Bu durumda ortaya çıkan sürekli bir tatminsizlik duygusu, insanların yaşam temposunu hacimsiz bir şekilde artırabilir ve yetersizlik duygusuna kapı aralayabilir. Oysa kusurlu mükemmellik, sonuçlara ulaşmaya çalışırken yaşanan her türlü deneyimi ve hataları kabullenmekle başlar ve bu süreçten keyif almaya odaklanır.

Belki de gerçek mükemmellik için kendi kusurlarımızı kabul etme ve bu kusurları bir avantaj olarak kullanma bilinci ile hareket etmek en sağlıklısıdır. Böylece kusurlarımızla barışarak ve hayatın karmaşık yapısını kabul ederek yaşam tecrübesine azimle sarılabiliriz.