Düğünlerde takılan çeyrekler, bilezikler ve setler... Mutlu günün hatırası olması gerekirken, Türkiye'de eşler arasında kanlı bıçaklı kavgalara, cinayetlere ve bitmek bilmeyen davalara dönüşüyor. Bingöl'de Aile Hukuku üzerine çalışmalar yapan Avukat Murat Tuğa, bu kaosun nedenini "kültür ve hukuk çatışması" olarak özetledi.
"İSVİÇRE'DE TEKTAŞ, BİZDE SERMAYE!"
Tuğa'ya göre sorunun kökü, Türk Medeni Kanunu'nun Avrupa'dan, özellikle İsviçre'den alınmasında yatıyor.
İsviçre Modeli: Orada düğün takısı semboliktir. Bir tektaş, küçük bir kolye takılır. Kanun koyucu "kadına özgü eşya" derken bu sembolik, ekonomik yükü olmayan takıları kasteder.
Türkiye Gerçeği: Bizde düğün bir "ekonomik aktarım" mekanizmasıdır. Takı sembolik değil, ailenin sermayesi ve güvencesidir.
"Eğer İsviçre'de düğünlerde kadınlara 10 bilezik takılan bir gelenek olsaydı, Medeni Kanun altınların nasıl paylaşılacağını özel bir maddeyle düzenlerdi. Biz kanunu aldık ama kültürümüzü sığdıramadık".
ALTINLAR KİMİN? YARGITAY NE DİYOR?
Boşanma aşamasında "Kayınvalidenin taktığı bilezik gelinin mi, damadın mı?" sorusu kriz yaratıyor. Avukat Tuğa, Yargıtay'ın son içtihatlarını hatırlattı:
Kadına Özgü Olanlar: Kadına aittir (Bilezik, kolye, küpe vb.).
Erkeğe Özgü Olanlar: Erkeğe aittir (Saat, erkek yüzüğü vb.).
Gri Alan: Ancak yerel örf ve adetler bu genel kuralı değiştirebiliyor, bu da mahkemelerde karmaşaya yol açıyor.
"ALTIN, TÜRK KADINININ SİGORTASIDIR"
Özellikle Doğu Anadolu ve Bingöl çevresinde altının "süs" değil, bir sosyal prestij ve baskı unsuru olduğunu belirten Tuğa, "Altın bu topraklarda kadının geleceğidir, güvence aracıdır. Bu yüzden kavgalar bu kadar şiddetli geçiyor" ifadelerini kullandı.
BOŞANACAKLARA "HAYAT KURTARAN" TAVSİYE
Avukat Murat Tuğa, düğünlerde yaşanacak olası hak kayıplarını önlemek için evlenecek çiftlere ve ailelere kritik bir uyarıda bulundu:
"Düğün kasetleri ve fotoğraflar en büyük delildir. Kimin ne taktığının kaydını tutun, not edin. Boşanma durumunda 'O bileziği halam takmıştı' demek yetmez, ispat gerekir".